Türkçe
Sayfalar
 

 


OMM Supported By

 

 

 
ACEM Bulletins..
The best tool to understand what is
ahead in the motorcycling market

 

Demir ... Serüvenimiz!
Demir ... Serüvenimiz!

Ugur Saner © 2001

Iron Butt Bun Burner 1000/OMM 1000 sürüşü ile ilgili duyuruyu yaklaşık bir hafta önce almıştık. Bizde karşı konulmaz bir heyecan yaratmakla birlikte, üyesi olduğumuz Enduro Club tarafından Kütahya'da düzenlenen "1. Türkiye Enduro Şenliği" ile çakışan tarihler, bizi kararsızlığa itti. Bu arada, 'yolcu' ile katılımın onayını Amerika'dan bekledik. Çünkü yola ya birlikte çıkacaktık, yada birlikte çıkacaktık! Haftalardır beklenen şenliğe veya Rally'e katılmak arasında epeyce gidip geldik. Bunun ötesinde, bu işin yapılabilirliği hakkında endişelerimiz vardı. Sonunda; hem raliyi tamamlamak hem de döner dönmez 300 km. daha yol yapmayı göze alarak şenliğe katılmak kararı aldık. (Böylelikle "triple iron butt" veya "steel butt" olabililirdik.) Birlikte yol yapmaktan daima keyif aldığımız dostumuz Alaattin Balta'yı da ikna edip çalışmalarımıza başladık. Çalışma derken, motorumuzun bakımından başka bir şey de yapmadık.Çevremizdeki dostlar, hazırlık adına neler yaptığımızı sorduğunda, keyfimiz kaçıyor, hazırlanmanın gerekliliğini biliyor ama ne yapmamız gerektiğini bilmiyorduk. Özellikle bir gıda rejimi ve yeni bir uyku düzenine geçmeyi planlıyor ama neyin doğru olduğuna karar veremiyorduk. Sonuç olarak; üç gün öncesinden vitamin tabletleri almaya başladık, hepsi bu. Ben (Aylin) son günlerde okuduğum kitabı yanıma almak gibi ilginç bir hazırlık yaptım. (Bunu itiraf etmekte bile zorlanıyorum Umarım hiç kimse "Okuyabildin mi?" diye sormaz.) Bu arada Auto Rout programında güzergah ve mantıklı km verileriyle çıkardığımız plana göre 20 saat 9 dk.da dönebiliyorduk. Bu plan 2 saatte bir 15 dk.lık molaları hesaba katarak çıkarıldı. Olası aksiliklerle bu sürenin uzaması çok mümkündü ve çok iyimser bakmak zordu. Ancak Harley Davidson motorların katılma yürekliliğini gösterebildiği bu yolculukta, en azından O'nlar kadar şansımız olmalıydı. Alaattin Balta'nın "14 saatte bitiririz" sözlerine hafif bir tebessümle karşılık veriyor, yorum yapamıyorduk.

Yola çıkacağımız gün hissettiğimiz uykusuzluk ve yorgunluk endişelendiriciydi... Ancak bize engel değildi. Start aldıktan sonra TEM'de ilk benzin istasyonunda durup benzin aldık (benzin hazırlığımızın bile olmaması şaşırtıcı değil mi?).

Amacımız, başlangıçta olabildiğince büyük fark yaratarak ve bu mesafeyi koruyarak turumuzu tamamlamaktı.

Bursa'da kısa bir mola verip, Karacabey'e girdik. Amacımız eski bir dosta merhaba demekti. Balta'nın sabırsız bakışlarını farkettiğimizde 45 dk. oyalandığımızı gördük, ve tekrar yola çıktık. Bu mola, tura birlikte başladığımız, Çanakkale'de karşılaşıncaya kadar belki de bir daha göremeyeceğimizi düşündüğümüz BMW R 100 GS ve 3 HD karşısında şansımızı zorladığımızı düşündürdü. Özellikle R 100'ün prensipli, kararlı ve iddialı yol aldığının farkındaydık. Fakat kendi performansımızın hayli yüksek olduğunu bilmenin ve görmenin güveniyle bu defa saat 2.30'da Edremit'te uzun bir yemek molası vermeyi kayıp olarak görmedik.

İzmir'e kadar mola vermeme kararıyla yola çıktık ama, 65 km. kala lastiğimiz patladı. Saat 4 civarıydı. Tekrar yola çıktığımızda ortalığın tamamen aydınlanmış olduğunu söylersek, moralimizin ne kadar bozulduğundan bahsetmeye gerek kalmayacaktır.

R 100'ün 43 lt. lik deposuyla bir kez benzin molasından başka hiç mola vermediğini ve kahvesini benzin pompalarının başında hiç oyalanmadan içip devam ettiğini bildiğimiz için, iddiamızı yitirdik ve İngiliz dostumuz Ian Johnson'ı ancak İstanbul'a döndükten sonra görebileceğimizi anladık.

Salihli'de, uykusuzluğun ve en çok güneşin neden olduğu inanılmaz ağırlığın altında ezilmeye başladık. Ve itiraf etmek hoş olmasa da, bu yoğun uyku haliyle bile biraz daha yol almaya çalıştık. Balta iyi görünüyordu ama bizim rol yapacak halimiz bile yoktu. Uzun molaların ardından, farkı kapatmak için girdiğimiz çaba bizi normalden fazla yormuştu. Uşak çıkışında radara yakalanmamız ve hatta Uşak'tan belge almadığımızı farketmemiz tuz-biber ekti. Balta hızla dönüp, belgeleri alıp, tekrar aynı radardan geçip yanımıza geldiğinde, polis telsizinde ki şaşkın sesin ekibe bildirdiği sürat bizi şaşırtmadı! Afyon'da tekrar radara girdiğimizde ne halimiz ne sabrımız kalmıştı. Kahve içip kendimize gelmek, tatlı yiyerek enerji toplamak için Afyon'da da uzun bir mola verdik. Bu sırada 3 Harley'in önümüzden geçtiğini görünce şaşkına döndük. Daha önce hiç karşılaşmamıştık ve bunu hiç beklemiyorduk. Bu telaşla kendimize geldik ve tekrar yollardaydık. (Bu saatler içinde sürekli bağlantıda olduğumuz Murad Acar'ı bile, son saatlerde hayli düşen performansımız karşısında hayrete düşürdük. Ama nezaketinden, belli etmemeye özen gösterdi.)

Artık tamamen toparlanmış ve açılmıştık. İlk saatlerdeki enerjimizi tekrar yakalayarak devam ettik. Harley'lerle, Kütahya'da, benzin istasyonunda tekrar karşılaştık. O'nları da şaşırttık. Bizde gördükleri performansla, İstanbul'a varmış olacağımızı düşündüklerini söylediler. Ama biz bu kederin de üstesinden gelmeyi başardık ve yine yollar... Bundan sonra radara yakalanmama umudu ile ve kabaca bir hesapla durumumuzun çok da kötü olmadığına karar verdik.

Bir ara Balta önümüzdeydi. Bilecik'te yanyana geldiğimizde motorundan iniyordu. Beklenmedik bir talihsizlik olmuştu. Yaklaşık iki saatlik bir çabadan sonra, yapılacak hiç bir şey olmadığını kabul etmek zorunda kaldık. Balta'nın kaçınılmaz 'çekilişi' üzerine, biz de yanında kalma ve çekilme kararı aldık. Şoku atlattıktan sonra, bizim devam etmemizin uygun olacağı görüşü ağır bastı. Ancak saat 16.50 idi ve devam etmek aslında anlamsız da görünüyordu. Dostumuzu geride bırakmanın hüznü bizi nasıl etkileyecekti? Haftasonu trafiğini ve önümüzdeki kilometreleri gözönüne alınca umudumuz kalmamıştı.

17.50'de Rumeli Yakasında, Ihlamur'dan benzin alıp, finişe vardık. Ortaköy'de, Harley Cafe'de ki karşılama ve bu organizasyonla tanıdığımız Sevgili Murad Acar ve Paolo Volpara'yı tekrar görmek güzeldi. Sabah saatlerine kadar çıkardığımız performansa göre, saat 14'te tamamlayacağımızı düşündüğümüz bu turun, aslında bir yarış olmadığını belki o an kabul ettik. Amaca ulaşmış ve zamanında hepimiz dönebilmiştik.

Ian Johnson'ın 12 saatte döndüğü söylentisi bizi şaşırtmadı. Sonuçlar açıklanınca yaklaşık 20 saatte tamamladığını öğrenmek şaşırtıcıydı aslında.

Yola çıkmadan önce Harley motorların bu turu tamamlamasını pek mümkün görmemiş ve bu girişimi her anlamda çok yürekli bulmuştuk. Başarıyla tamamladıklarını gördükten sonra hayret ve takdirimiz büyüdü.

Tüm yol arkadaşlarımızı bu zorlu turdan sonra yürekten kutluyor, bundan sonra, bu ve benzeri organizasyonlarda tekrar beraber olmayı umuyoruz. Ortak bir heyecan, keyif ve mutlu bir son yaşadık...

Selamlarla,



Aylin Çakıcı - Uğur Saner

BMW R 1150 GS

Not: Bu arada ne "triple iron butt" ne de "steel butt" olabildik. 1781 km. den sonra tekrar Kütahya'ya dönmeyi düşünemedik!

Last Updated 2007-02-28 10:15
 
Search


 

 

Upcoming Events..

from OMM Events..

 

Sitepratik